Jason Bourne Sahaya Geri Döndü!
Jason Bourne serisi bana, 2002'den beri kendini izlettirmeye devam ediyor. Tartışmasız Matt Damon kariyerinde ki zirveyi Bourne serisiyle yaşamaya başladı. İlk filme bakıyorum bazen adam bildiğin 20 li yaşlarda gösteriyor. Şimdi nerde o eski günler. Hatta en son atlayışını önceki filmde, çatıdan karşıdaki apartmanın penceresine doğru yapmıştı ve atladığı binada bire bir dövüşle deli aksiyon yaşatmıştı. Bu filmde ise terastan yere iniyor ama atlayamıyor artık, bildiğin düşüyor. Sanki otobüs çarpmışta ambulans bekleyen kazazedelere benziyordu. Tavsiyem, eğer izlemediyseniz tüm seriyi baştan izlemeniz yönünde olacaktır. İkinci filmden beri Paul GREENGRASS ile çalışmaya başlanıp son filmde de onun yönetmen koltuğunda oturması, serinin demirbaşı olduğunu gösteriyor.Yüksek Beklenti!
Son film ile geri dönüş yapan Jason Bourne, hayranları ve filmi bekleyenlerden
tam not almayı başaramadı. Çünkü efsane bir filmi noktalamak yerine devam ettirmek demek, efsaneden daha efsane bir şey ortaya koymak demek. Fakat son filmde, önceki filmler seviyesinde bir filmdi. Bu da demek oluyor ki film kesinlikle kötü değil, sadece beklenti çok yüksek. Bu durumu Batman vs Superman filmindeki duruma da benzetebiliriz. Bakıldığında çok güzel ve devamı gelecek olan yüksek bütçeli bir filmdi ama maalesef filmin ilk sahnesi çekildiğinden beri üstümüze reklamlar yağdırdılar. Nereye baksak filmin afişini görür olduk. Mangal ateşini yakmak için bile kullanılmıştır o afişler. Sonuç olarak gişede çok başarılı olsa da izleyenlerin çoğunu tatmin edemedi. |
Hikaye
Hikaye tıpkı önceki serilerde olduğu gibi, kaldığı yerden devam ediyor. Aksiyon filmlerinde nabız yoklamayı çokça yaşıyoruz. En son hatırladığım kadarıyla Kill Bill, 007, Mechanic 2, Never Back Down gibi filmlerde ana karakter ortadan kaybolduktan sonra tekrar ortaya çıkıp "I'm back bitches" diyerek bizi şaşırtmamayı başarmışlardı. Bourne abimizde ortadan kaybolup Yunanistan civarlarında bir yerde kabuğuna çekilmiş, yasadışı dövüşlerle hayatını sürdürüyor. Yukarıdaki kas yığını olan kel adamın, 47 yaşında olmasına rağmen karşısına çıkıyor. Kimin dövdüğünü söylemiyorum siz tahmin edin. Doğru tahmine yarım kavanoz bal hediye ediyoruz. Neyse işte, Bourne'nun CIA den kankisi Nicky elinde önemli bir bilgiyle ortaya çıkıp "Kanki, elimde tam senlik mal var." der ve Bourne'u da oyuna dahil eder.
O sırada Yunanistan'da, bizde ki Gezi Parkı ve 15 Temmuz karışımı iç isyanlar başlamıştır. Bourne'nun peşine düşen CIA'in adamları o kargaşada babalarını görse tanıyamayacakları için işleri zorlaşır.
Bourne'u yakalatmak için önceki serilerde de rol alan, görünce anında gıcık olacağınız, ölse de kurtulsak diyeceğiniz tetikçiyi gönderirler ve hikaye bu şekilde gelişir. Çok fazla spoiler vermekte istemiyorum ama bir sahnenin nasıl olduğunu söylemem o sahneyi izlemenin yakınında bile geçmez o yüzden filmin sadece birkaç dakikasının özetini geçtim.
Bourne, Nicky'den gelen USB'deki bilgiyi, internet kafede yarım saatlik hesap açtırıp öğrenemiyor. Çünkü Nicky çok piskopat bir hacker olmalı ki bilgiyi sanki hiç açılmasın diye kilitlemiş. Adam açtırırken canında oluyordu. Kavga dövüş derken geçmiş hakkında yanlış bildiği doğruları öğreniyor ve geçmişin intikamını almaya doğru zorlu bir yola çıkıyor.
Matt Damon abimizin diyeceğim fakat dilim varmıyor nede olsa babam yaşında adam. Neyse, o zaman amca diyelim. Adam yaşına rağmen Biscolata reklamlarından fırlamışa gibi arada vücut şovu yapmayı ihmal etmiyor. Filmden önceki şişman ve sarkık halini de paylaşırdım ama Damon amcayı sevdiğim için gönlüm el vermedi.
Ayrıca filmde Damon'a eşlik eden bir diğer karakter CIA'de hackerlık yapan Heather. Heather bence lise zamanlarında gözlüklü, çalışkan ve hoca daha soruyu yazmadan parmak kaldırıp senin çözmek için verdiğin çabaları heba eden bir tiplemeydi. Nerden anladın derseniz, cevap hakkımı izlediğim filmlerden edindiğim tecrübeler bu yönde olarak kullanmak istiyorum. Şimdilerde afeti devran olması, aynı liseye gittiği erkekleri tek maçtan yatan kupon gibi üzüntü ve pişmanlık arası bir duyguya sokuyordur. Gerçek adı Alicia Vikander olan oyuncumuzun, 2018 de eskiden Angelina Jolie'nin oynadığı Lara Croft karakteriyle, Tomb Raider filminde oynayacağının da haberini veriyim.
Sonuç
Sonuç olarak; hiç kimse kaçtığı şeyden saklanarak ömür boyu yaşayamaz. Boşuna
dememişler kaçabilirsin ama saklanamazsın diye. Efsane serinin bir parçası olduğu için değil gerçekten hak ettiği için izlenmesi gereken bir film.
Benim gibi, hayatta kalma ve aksiyon severlere tavsiye ediyorum.
|














0 yorum:
Yorum Gönder